travesti siteleri travesti adresleri bu sitede

GiRiŞ

Tarihçe

Icat gibi geç 1910′larda olarak, fenomen yeni değil. Bu İbranice İncil’de sevk edildi. ilk icat edildi ve hala duyuların çeşitli kullanılan beri kelime anlamı çeşitli değişikliklere uğramıştır.

Terimin kökeni

Magnus Hirschfeld kelime icat travestiliği (Latince gelen trans- , “karşısında, üzerinde” ve vestitus çapraz soyunma cinsel ilgi başvurmak için, “giyinmiş”). O alışkanlıkla ve gönüllü elbiselerini giydi kişileri tanımlamak için kullanılan Karşı cinsten. Travestiler Hirschfeld’in grubu ile, hem erkeklerde hem kadınlarda oluşuyordu heteroseksüel , eşcinsel , biseksüel ve aseksüel yönelimleri.

Kendisi terimi ile mutlu değildi Hirschfeld:. O giyim, çeşitli içsel psikolojik durumların temelinde seçilen sadece bir dışa sembolü olduğuna inanılır Aslında, Hirschfeld ilk isim değişiklikleri gerçekleştirmek için insanlara yardımcı (hukuki verilen isimler ve cinsiyete özgü olması gerekmektedir Almanya ) ve ilk rapor gerçekleştirilen cinsel değiştirme ameliyatı . Hirschfeld adlı travesti nedenle, bugünün koşulları, travesti değil sadece, ama insanların çeşitli transseksüel yelpazenin. 

Hirschfeld da fark cinsel uyarılma genellikle transvestizmin ile ilişkili bulunmuştur. Daha yeni bir terminoloji, bu bazen adlandırılır autogynephilia . Hirschfeld da açıkça bir kişinin “kontra-cinsel” (transgender) duygu ve bir ifadesi olarak transvestizmin arasındaki ayırt fetişist ikincisi diğer cinsiyetin kıyafetlerini giyen dahil olsa bile, davranış. 

Çapraz giyinme

Yakkun Sakurazuka bir öğrenci olan çapraz soyunma

1970′lerde gerçekleşen tüm değişikliklerden sonra, büyük bir grup kendilerini tanımlamak için bir kelime etmeden kaldı: geleneksel kadınsı kıyafetler giymek heteroseksüel erkek (yani, erkek gövdeli, erkek-tespit gynephilic kişidir). Bu grup dönem “travestilik” ile mutlu değildi.  Bu nedenle, dönem “cross-dresser” icat edildi. Kendi tanımlanan çapraz gelinler genellikle fetişist niyetleri var, yok olmak yerine kadın giysi giymek ve sık sık hem hayran ve kadınları taklit erkekler.

Bu grup yaptım ve bazen hala eşcinsel erkek ve transseksüeller hem kesinlikle kendilerini-mesafe etmez ve genellikle de herhangi bir fetişist niyetleri inkar. Bu muhtemelen açık tanımına neden bu gelişme transvestik fetişizmi transvestizmin itibaren belirgin bir biçimde farklı olarak. 

Insanların bu grup kamuoyunun dikkatini elde Ancak, bunlar genellikle travestiler ziyade çapraz gelinler olarak sevk edildi. Bu led, paradoksal transvestizmin başka kullanımı için: çapraz giyinme, erkek gövdeli, erkek-tespit heteroseksüel kişiler. Bu grup “çapraz gelinler” tipik olarak kendini tanımlar. 

Çapraz giyinme, en az altı aylık bir süre içinde erotik amaçlar için oluşur ve önemli bir sıkıntı veya bozulma neden olduğunda, davranış dikkate alındığında ruhsal bozukluk içinde Mental Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı , psikiyatrik tanı “transvestik fetişizm” dir uygulanmıştır.

Kültür

Bazı kültürlerde, travesti , dini, geleneksel ya da törensel nedenlerle uygulanmaktadır. Örneğin, Hindistan’da Hindu tanrısı bazı erkek hayranları Krishna özellikle, Mathura veVrindavan’a , kadın kıyafetleri elbise onun eşi, tanrıça gibi poz Radha bağlılığın bir hareket olarak,. İtalya, In Napoliten femminielli ( kadınsı erkek) gelinlik giymek, denilenmatrimonio dei femminielli (femminielli evlilik), bir alayı, sokaklarda görünüşe sahip bir geleneği gerçekleşir pagan kökenleri. 

Posted in Genel, haberler, travesti, travesti haberleri, travesti nedir | Tagged , | Leave a comment

Travesti travestiler trv nedir?

Travesti Nedir ile ilgili haberler?

Travesti nin Türkiyedeki açılımı bir erkeğin yada kadının karşı cinse geçmesi ve görüntüsünü hormon dengesini tamamen kadın yapmış ama operasyon geçirmemiş kişilere denir ama travestilik asıl  tanımı için wikipediaya girip gerçek anlamını görebilirsiniz.

travesti

travesti tanımı travestilik

Trv nedir dersek travesti kelimesinin kısaltılmış hali diyebiliriz. Travestiler renkli kişilikleri ile ön plana çıkan bireylerdir. Yaşam biçimleri biraz marjinal olsada normal bir hayatı seçerler ve içlerinden birçoğu gayet normal hayatlar yaşamayı tercih ederler.

Posted in Genel, haberler, travesti, travesti haberleri, travesti nedir | Tagged , , | Leave a comment

Festival Günlüğü 17 Nisan

Festival Günlüğü 17 NisanFestivalde Dün BELGESEL sinema İÇİN BİRLİK ŞART “Türkiye’de Sinemada Neler Oluyor?” başlıklı ikili konuşmalarda dün sıra belgesel sinemadaydı. İstanbul Modern’deki söyleşide yönetmenler Emel Çelebi ve Güliz Sağlam kendi deneyimlerinden yola çıkarak belgesel sinema yapmanın sorunlarını tartıştılar. Belgesel sinemanın sorunlarının kurmacadan çok farklı olmadığı ama destek bulmakta daha çok zorlanıldığı konuşuldu. Bu yıl Külkedisi Değiliz! filmiyle programda yer alan Emel Çelebi son yıllarda artan kadın belgesel yönetmeni sayısına dikkat çekti. Dortmund-Köln Kadın Filmleri Festivali’nin bu yıl Türkiye’ye özel bir bölüm ayırdığını, bu bölüme film önermek için yakın geçmişe bakınca kadın yönetmenlerin sayısının belgeselde de kurmacada da arttığını söyledi. Festivalde Tepecik Hayal Okulu filmiyle yer alan Güliz Sağlam, filmlerin restorasyonunda Kültür Bakanlığı’nın rolünü hatırlatarak, bakanlığın bir an önce Ahmet Uluçay filmlerini restore etmesi gerektiğini söyledi. Bakanlık dışında da belgesel filmlere destek için kaynaklar bulunması gerektiği konuşuldu.  Belgesel filmin ne kadar tarafsız olabileceği de söyleşi boyunca birkaç kez açılan konulardan biriydi. Güliz Sağlam, Eyal Sivan’dan alıntı yaparak, kamera, sizin durduğunuz yer, hayata bakışınızı yansıtır, kadrajınız, çerçevenin içinde kalanlar dışarıda bıraktıklarınız, bunların hepsi sizin tercihlerinize göre belirlendiği için tarafsız bir belgesel sinemanın mümkün olamayacağını düşündüğünü söyledi. Emel Çelebi de belgesel yapmasının sebebini hepimizin farkında olmadığı durumları anlatmak, farkındalığı arttırmak, görünürlüğü olmayan grupların seslerini duyurmaya çalışmak olarak açıkladı. Son olarak sektörde yaşanan toplumsal cinsiyet eşitsizliğine değinen ikili bunun sadece belgesel dünyasında olmadığını sektörün tamamında kadınların daha çok asistanlık yaptığını yönetmenlerinse hep erkek olduğunu söylediler.  KADINLAR KENDİ KADERİNİ ELİNE ALSIN DİYE Türkiye’de çekilen pembe dizilerin Balkanlar, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki kadınlar üzerindeki etkilerini inceleyen film Kısmet’in yönetmeni Nina Maria Paschalidou ve akademisyen Tayfun Atay’ın katılımıyla moderatörlüğünü akademisyen, senaryo yazarı ve yapımcı Zehra Çelenk’in yaptığı Yok Bir Sitemim, Hayatta Her Şey Kısmet başlıklı panel dün Akbank Sanat’ta yapıldı. Zehra Çelenk’in filmden kısaca bahsederek, sorularıyla sözü bıraktığı Nina Maria Paschalidou, belgeselin yapım sürecinden fikrin oluşumundan ve dizilerin insanları nasıl böylesine güçlü etkilediğinden söz etti. Balkanlardaki kadınların daha çok nostalji duygusuyla bu dizileri izlediğini, ortak gelenekler, aile bağları, erkeklerin maçoluğu dahil batı toplumuna göre daha yakın hissettiklerini söyledi. Aynı zamanda ekranella.com adlı sitede yazılar yazan Zehra Çelenk, sitelerinde dizileri kadınların ve erkeklerin nasıl izlediği üzerine sürekli meşgul olduklarını ekledi. Tayfun Atay da dizilerin Ortadoğu ve Balkanlardaki etkisi üzerine yapılmış çalışmaların sayısının, Türkiye’de bu dizileri nasıl bir motivasyonla izlendiği bilgisinden çok daha olduğunun altını çizdi.  FİLM VE EDEBİYAT – HAKAN GÜNDAY “DAHA” VE Orhan Pamuk “MASUMİYET MÜZESİ” Köprüde Buluşmalar seminerlerinin sekizincisi olan ve edebiyat ve film dünyasından profesyonelleri bir araya getiren panele katılanlar, iki sektörün de adaptasyon ürünlere bakışlarına ve bir edebiyat eserini adapte etme sürecinin ayrıntılarına dair merak ettikleri birçok şeyi öğrenme fırsatı buldular. Yazar Hakan Günday eseri adapte etme sürecinde patronu hikâye olarak görmenin ve yazarın da yönetmenin de bu kabulün yol göstericiliğinde hareket etmesi gerektiğinin önemini vurgularken, Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi kitabını uyarlayacak olan yönetmen Grant Gee ise bir edebi ürünü, yalnızca hikâye örgüsünü alarak adapte etmenin esere saygısızlık olacağını belirtti ve iyi bir adaptasyonun orijinal eserin atmosferini ve duygusal etkilerini de yansıtabilmesi gerektiğinin altını çizdi. JAPON KÖPEĞİ Yeni Bir Bakış bölümünde gösterilen Japon Köpeği filminin yönetmeni Tudor Cristian Jurgui dünkü katıldığı sunumda senaryoyu görüntü yönetmeniyle birlikte elden geçirdiğini ve karakterlerin sayısını azalttığını, ses tasarımında diyaloglardan çok hareket ve mimiklere ağırlık verdiklerini söyledi. Bu yüzden başkarakterin yaşadığı köyü görmekten daha çok duyduğumuzu, filmin sonuyla ilgili olarak da filmi Avrupa usulü hüzünlü bir sonla bitirmek istemediklerini sözlerine ekledi. DEVRİMİN ORTASINDA Mısır SOKAKLARINDA FACE Sinemada İnsan Hakları Yarışması’ndaki Çul Çaput filmiyle festivalin konuğu olan Mısırlı yönetmen Ahmad ABDalla, filmin ilk gösteriminde seyircilerin filmi Gezi olayları ile bağdaştırması üzerine, Türkiye’deki olayları çok iyi bilmediğini, bu filmi yapma amacının insan özgürlüğünü ifade etmek ve bu hikâyenin dünyanın farklı köşelerinden insanlara ulaşabilmesini sağlamak olduğunu söyledi. “Asıl anlatmak istediğim şey hapishaneden kaçıp kendini birden sokaklarda, devrimin ortasında bulan başkarakterin tüm bu olayları ailesiyle, halkıyla ve kentiyle nasıl bağdaştırdığını göstermekti” diyen Abdalla, kendi ailesi ve arkadaşlarının ayaklanmalar sırasında yaşadığı gerçek olaylardan esinlendiğini, filmin başkarakterinin sembolik olarak bağlantısı olan bir kişi olduğunu da sözlerine ekledi.  KÜLKEDİSİ DEĞİLİZ Ev işçilerinin sendikalaşma mücadelesini anlatan Külkedisi Değiliz’in gösterimi yönetmen Emel Çelebi, film ekibi ve filmde izlediğimiz ev işçileri Yıldız Ay, Gül Korkutan ve Serpil Kemalbay’ın katılımıyla yapıldı. Kadınlar, işverenlerinin de aslında ekonomik bağımsızlık olmadan kocalarına bağımlı olduklarını fark ettiğini ve böylece kendilerini sigortalatmaya başladıklarını söyledi: “işveren de sonuçta bir kadın; bizden bir farkı yok.” Filmde yer alan Yıldız Ay, ‘bizim sorunumuz işverenle değil, devletle, devlet bizi tanırsa işverenler de tanır’ diye konuştu. İMECE olarak hazırladıkları kamu spotunun cesaretlendirici olacağını, bu belgeselin de davalarının ve sendikanın daha geniş kitlelere ulaşabilmesi için yapıldığını söylediler.  HAYATLA DÜELLO YAPANLARIN HİKÂYESİ Festivalin Türkiye Sineması Yarışma Dışı bölümünde izleyicilerle buluşan Daire filminin dünkü gösteriminde filmin yapımcısı Derya Tarım ve oyuncuları izleyicilerden gelen soruları yanıtladılar. Bu filme 3 yıl önce başladıklarını ve senaryo aşamasının çok uzun sürdüğünü belirten Tarım, filmin Türkiye’de sınırlı bir dağıtım ağının olması sebebiyle, sadece Başka Sinema’da gösterime girebildiğini ve yalnızca iki bin kişi tarafından izlenebildiğini, buna rağmen çok iyi tepkiler aldığını dile getirdi.  NORVEÇLİ SENARİSTTEN YÖNETMENLİK DENEMESİ Joachim Trier’in Reprise / Tekrar ve Oslo, 31 Ağustos gibi birçok ödüllü filminin senaryosunda imzası bulunan Eskil Vogt, Altın Lale Uluslararası Yarışma’da yer alan Körlük filminin gösteriminde, başkahramanı görme engelli olan bir hikâye okuyup çok etkilendiğini ve bu konuda düşünmeye ve körlüğü sinemada nasıl ifade edebileceğinin yollarını aramaya başladığını söyledi. Yaptığı filmin de bu arayış sonunda ortaya çıktığını belirten yönetmen görsel bir anlatım yaratması oldukça zor olan bu konuya dair bir film yapmanın onu bir yandan da yaratıcı çözümler bulmaya zorladığına değindi. 19 yaşından bu yana Joachim Trier’le senaryolarında beraber çalıştığını ama kafasında uzun süredir yönetmenlik yapmak olduğunu, kendi filmini çekebilmek için ancak finansman bulabildiğini dile getirdi. ARZU EKSENİNDE BİR AŞK GERİLİMİ “Nerdesin aşkım?” bölümünde yer alan Göldeki Yabancı filminin başrol oyuncularından Christophe Paou dünkü gösterimde filmi “arzu ekseni etrafında kurgulanmış bir aşk gerilimi” olarak betimledi. Filmdeki mekân seçiminin yönetmen Alain Guiraudie için otobiyografik anlamlar taşıdığını belirten oyuncu, konuya dair sorulara yanıt olarak; “Her ne kadar etiketlemekten kaçınsam da, bunun bağımsız bir film olduğunu söyleyebilirim. Pornografik öğeler vurgulanmış olsa da bu bir porno filmi olduğu anlamına gelmez” dedi. YUNAN YENİ DALGASINDAN BAŞARILI BİR ÖRNEK Yorgos Tsemberopoulos yeni filmi İçimizdeki Düşman’ın dünkü gösteriminde, filmindeki ana karakterin yalnızca sol veya sağ ayrımıyla okunmaması için çok uğraştığını, hayatta hiçbir şeyin siyah ve beyaz olmadığını ve keskin çizgilerle ayrılmadığını ifade etti. İnsanoğlunun tümünün, sürekli bir ikilemin pençelerinde olduğuna inandığını söyleyen Tsemberopoulos, gerçekten önemli olanın içgüdülerimiz ve aklımız arasındaki bu savaşta dengeleri sağlamak olduğunu dile getirdi. Son olarak filminin ülkesindeki algılanışıyla ilgili, filmde yükselen faşizme dair söylediklerinin son dönemde ülkesinde olanları öngörmesinden dolayı Yunan medyası tarafından kâhin olarak anıldığını sözlerine ekledi. POLİTİK BİR TAVIR YERİNE HAYATI ANLATMAK Altın Lale Ulusal Yarışma’da yer alan Hüseyin Karabey’in filmi Sesime Gel’in dünkü gösterimine film ekibinden büyük bir katılım oldu. Türkiye’de anlatılması gereken çok fazla şey olduğunu dile getiren yönetmen, bu hikâyeleri sahiplerinin anlatması gerektiğini, yılda en az kendi filmi gibi 10 tane film çıksa bile bunun az olduğunu söyledi: “Kürdistan’ın doğasını ve havasını keşfetmek çok güzel; manipülatif bir filmdense, seyircinin keşfettiği bir sinema yapmak istedim, bu yüzden mesafeli bir kamerayla, mesafeli bir şekilde bu hikâyeyi aktarmaya çalıştım.” TÜRK DİZİLERİNİN KADINLAR ÜZERİNE ETKİSİ NTV Belgesel Kuşağı’nın merakla beklenen filmlerinden Kısmet’in dünkü ilk gösterimine katılan Yunan yönetmen ve gazeteci Nina-Maria Paschalidou filmde farklı ülkelerden farklı karakterleri bulmanın kolay olmadığını, Türkiye’den bir prodüktörle çalışmanın bu konuda çok yardımcı olduğunu ve diğer ülkelerdeki kadınlara arkadaşları vasıtasıyla, oyunculara da Türkiye’deki yapımcısı aracılığıyla ulaştığını dile getirdi. Paschalidou yapım süreci 4 yıla yayılan belgeselde ele aldığı Gümüş, Fatmagül’ün Suçu Ne?, Muhteşem yüzyıl gibi televizyon dizilerinin senaristlerinin hep kadın olduğunu bu projeye başlarken bilmediğini ve bunun çok cesur bir adım olduğunu belirtirken izleyicilerden gelen bir soru üzerine bu senaristlerin şimdiye kadar herhangi bir sansür veya baskıyla karşılaşmadıklarını; fakat ileride yazacakları bölümlerin yapımcılar tarafından bir kısıtlamayla karşılaşıp karşılaşmayacağı konusunda endişe duyduklarını söyledi.  VİCDAN BORCU Festivalin belgesel gösterimleri yine duygu yoğun anlara sebep oldu. Diyar gösterim boyunca salonu güldürmeyi başarsa da sonunda yine gözleri doldurdu. Dedesinin kayıp mezarı peşinde çıktığı yolculuğu aktaran Devrim Akkaya dünkü gösterim sonunda film için emeği geçen herkese çok teşekkür etti ve “Bizim Ermeni soykırımından sağ kurtulan büyük dedemize bir vicdan borcumuz varmış, mezarını ziyaret etmek bizi yakınlaştırdı.” sözlerini ekledi. KUMUN TADI Dün Altın Lale Ulusal Yarışma filmlerinden Kumun Tadı filminde yönetmen Melisa Önel, kalabalık bir film ekibiyle birlikte Atlas Sineması’nda sahnedeydi. Gösterimin ardından yorumlarını paylaşan seyirciler özellikte filmdeki atmosferi ve görselliği çok beğendiklerini söylediler. Melisa Önel de filmiyle ilgili şöyle dedi: “Hikâyeyi kurduğumuz bağ, deniz ve doğayı sınır olarak görmek ve kimi karakterleri bir araya getirmek.” Festivalde bugün MARIN KARMITZ: SİNEMAYLA 40 YIL Sanat sineması dağıtımında öncü rol oynayan, sanat sinemasından kastı “sansürsüz sinema” olan, ticari kaygıların siyasi baskılardan çok daha fazla sansüre yol açtığını söyleyen Marin Karmitz, kurucusu olduğu ve adının baş harflerini taşıyan MK2 firmasında 100’den fazla filmin yapımcılığını üstlendi, halen Fransa’da 65 sinema salonunun işletmeciliğini sürdürüyor. Festivalin Sinema Onur Ödülü’nü alacak olan Karmitz, Fransız Kültür Merkezi’nde 14.00’de gerçekleşecek sinema dersinde kariyerinin 40. yılını kutlarken yapımcılıkta başlangıçtan günümüze nelerin değiştiğini, yeni ufukları ve mesleğin inceliklerini paylaşacak.   Bugün yönetmen, yapımcı ya da oyuncu katılımıyla yapılacak film gösterimleri: • Antidepresan bölümünden Club Sandwich 11.00’da Feriye Sineması’nda filmin yönetmeni Fernando Eimbcke’nin katılımıyla;• Dünya Festivallerinden bölümündeki İçimizdeki Düşman filmi 11.00’da Nişantaşı Citylife City’s Sinemaları’nda filmin yönetmeni Yorgos Tsemberopoulos’un katılımıyla;• Levent Çetin’in Yeni Türkiye Sineması bölümündeki Sivil filmi 11.00’da Atlas Sineması Salon 3’te film ekibinin katılımıyla;• Altın Lale Uluslararası Yarışma’da yer alan Pedro Pires ve Robert Lepage’ın yönettiği Üçleme 13.30’da Atlas Sineması’nda filmin yönetmenlerinden Pedro Pires’in katılımıyla;• Nihat Seven’in Türkiye Sineması Yarışma Dışı bölümündeki Uzun Yol filmi 13.30’da Beyoğlu Sineması’nda film ekibinin katılımıyla;• Antidepresan bölümünden May’in Yazı 13.30’da Nişantaşı Citylife City’s Sinemaları’nda filmin yönetmeni Cherien Dabis’in katılımıyla;• Dünya Festivallerinden bölümündeki Eylül filmi 13.30’da Atlas Sineması Salon 3’te filmin yönetmeni Penny Panayotopoulou’nun katılımıyla;• Altın Lale Uluslararası Yarışma’da yer alan Frank 16.00’da Atlas Sineması’nda filmin Altın Lale ödüllü yönetmeni Lenny Abrahamson’un katılımıyla;• Altın Lale Uluslararası Yarışma’da yer alan Körlük 16.00’da Nişantaşı Citylife City’s Sinemaları’nda filmin yönetmeni Eskil Vogt’un katılımıyla;• Ramin Matin’in Türkiye Sineması Yarışma Dışı bölümündeki Kusursuzlar filmi 16.00’da Beyoğlu Sineması’nda film ekibinin katılımıyla;• Can Oral’ın Yeni Türkiye Sineması bölümündeki Buna Değer filmi 16.00’da Atlas Sineması Salon 3’te film ekibinin katılımıyla;• Kenan Korkmaz’ın Altın Lale Ulusal Yarışma’da yer alan filmi Gittiler ‘Sair ve Meçhul’ 19.00’da Atlas Sineması’nda film ekibinin katılımıyla;• Yeni Bir Bakış bölümündeki Japon Köpeği filmi 19.00’da Feriye Sineması’nda filmin yönetmeni Tudor Cristian Jurgiu’nun katılımıyla;• Yeni Bir Bakış bölümünde yer alan Her Şey Olacağına Varır 19.00’da Nişantaşı Citylife City’s Sinemaları’nda filmin yönetmeni Fernando Lavanderos ve filmin oyuncusu Cristobal Palma’nın katılımıyla;• FACE Sinemada İnsan Hakları Yarışması’nda yer alan Sessizlerin Sesi filmi 19.00’da Beyoğlu Sineması’nda filmin yönetmeni Maximon Monihan’ın katılımıyla;• Türkiye Sineması Belgeseller bölümünden Özgür Fındık’ın Olağan Haller filmi 19.00’da Atlas Sineması Salon 2’de film ekibinin katılımıyla;• Levent Semerci’nin Altın Lale Ulusal Yarışma’da yer alan filmi Ayhan Hanım 21.30’da Atlas Sineması’nda film ekibinin katılımıyla;• FACE Sinemada İnsan Hakları Yarışması’nda yer alan Mandalina Bahçesi filmi 21.30’da Beyoğlu Sineması’nda filmin oyuncularından Giorgi Nakhashidze’nin katılımıyla;• FACE Sinemada İnsan Hakları Yarışması’ndaki Çul Çaput 21.30’da Nişantaşı Citylife City’s Sinemaları’nda filmin Altın Lale ödüllü yönetmeni Ahmad Abdalla’nın katılımıyla;• Türkiye Sineması Belgeseller bölümünden Veysi Altay’ın 33 Yıllık Direniş – Berfo Ana filmi 21.30’da Atlas Sineması Salon 2’de film ekibinin katılımıyla;• Anılarına bölümünde yer alan Zeki Ökten’in Sürü filmi 21.30’da Feriye Sineması’nda Tuncel Kurtiz’in eşi Menend Kurtiz’in katılımıyla gösterilecek. Ayrıca http://film.iksv.org/tr/festivalgunlugu adresinde yönetmenlerle yapılan röportajlara göz atmayı unutmayın. Aynı sayfada festival günlük bültenlerini de okuyabilirsiniz. Festivalde Yarın KAMERASIZ ADAM: ALAN BERLİNER RETROSPEKTİFİ Çağımızın en önemli belgeselcilerinden Alan Berliner’in tüm filmleri, yedinci yılını kutlayan Documentarist’in işbirliğiyle festival kapsamında gösteriliyor. Alan Berliner, Haziran 2013 başlarında Documentarist’in konuğu olarak İstanbul’a gelmiş ve bir sinema dersi vermişti. Aynı günlerde patlayan Gezi protestoları sonucu Taksim civarındaki salonların kapanması nedeniyle yönetmenin filmlerinin festivaldeki gösterimi iptal edilmişti. Böylece ilk kez festivalde Türkiye’deki sinemaseverlere ulaşacak, ABD’nin sayılı belgesel ustalarından Berliner’in filmleri 18 Nisan Cuma, 19 Nisan Cumartesi, 20 Nisan Pazar günü Akbank Sanat’ta izlenebilir. Yarınki gösterimler şöyle: 18.00 Şehir Baskısı 10′ + Aile Albümü 60′; 20.00 Ailedeki Yabancı 60′ Cuma günü yönetmen, yapımcı ya da oyuncu katılımıyla yapılacak film gösterimleri: • Türkiye Sineması Belgeselleri bölümünden Batu Akyol’un Türkiye’de Caz filmi 11.00’da Atlas Sineması Salon 2’de film ekibinin katılımıyla;• FACE Sinemada İnsan Hakları Yarışması’nda yer alan Mandalina Bahçesi filmi 11.00’da Feriye Sineması’nda filmin oyuncularından Giorgi Nakhashidze’nin katılımıyla;• FACE Sinemada İnsan Hakları Yarışması’nda yer alan Sessizlerin Sesi filmi 13.30’da Nişantaşı Citylife City’s Sinemaları’nda filmin yönetmeni Maximon Monihan’ın katılımıyla;• FACE Sinemada İnsan Hakları Yarışması’nda yer alan Sesini Duyuramayanlar İçin filmi 16.00’da Atlas Sineması’nda filmin yönetmeni Jasmila Zbanic’in katılımıyla;• Altın Lale Uluslararası Yarışma’da yer alan Mutlu Yıllarımız 16.00’da Feriye Sineması’nda filmin yönetmeni Daniele Luchetti’nin katılımıyla;• Ferit Karahan’ın Türkiye Sineması Yarışma Dışı bölümündeki Cennetten Kovulmak filmi 16.00’da Beyoğlu Sineması’nda film ekibinin katılımıyla;• Kazım Öz’ün Altın Lale Ulusal Yarışma’da yer alan filmi Bir Varmış Bir Yokmuş 19.00’da Atlas Sineması’nda film ekibinin katılımıyla;• Görkem Şarkan’ın Yeni Türkiye Sineması bölümündeki Nergis Hanım filmi 19.00’da Beyoğlu Sineması’nda film ekibinin katılımıyla;• Türkiye Sineması Belgeseller bölümünden Özay Şahin’in Fırtına Emine filmi 19.00’da Atlas Sineması Salon 2’de film ekibinin katılımıyla;• Altın Lale Ulusal Yarışma’da yer alan Esra Saydam ve Nisan Dağ’ın yönettiği Deniz Seviyesi 21.30’da Atlas Sineması’nda film ekibinin katılımıyla;• Antidepresan bölümünden Club Sandwich 21.30’da Feriye Sineması’nda filmin yönetmeni Fernando Eimbcke’nin katılımıyla;• Dünya Festivallerinden bölümündeki Eylül filmi 21.30’da Nişantaşı Citylife City’s Sinemaları’nda filmin yönetmeni Penny Panayotopoulou’nun katılımıyla;• Aydın Orak’ın Yeni Türkiye Sineması bölümündeki Asasız Musa filmi 21.30’da Beyoğlu Sineması’nda film ekibinin katılımıyla; 

Posted in Genel | Tagged , | Leave a comment

Galaxy S5\’i Cayır Cayır Yaktılar

Galaxy S5\'i Cayır Cayır YaktılarAkıllı telefon pazarında rekabet her geçen gün biraz daha artarken, yeni nesil üst seviye akıllı telefonlar için yapılan karşılaştırmalar ve ağır test uygulamaları devam ediyor. Bu seferki test konuğu ise, geçtiğimiz ay MWC 2014 etkinliğinde kullanıcı karşısına çıkan Samsung Galaxy S5. Geçtiğimiz günlerde sizlerlede paylaştığımız haberimizde, Galaxy S5’in ekranına defalarca çekiçle vurulmuş ve Gorilla Glass’ın kullanıldığı ön camın dayanıklılığı ölçülmüştü. Şimdi de ilk günden satış rekoru kırmayı başaran Galaxy S5’i; Benzin döküp yaktılar! İşte o görüntüler… İzleyin…Dünyanın en ünlü şirketlerinde çalışma imkanı için tıklayın!

Posted in Genel | Tagged , | Leave a comment

Kansızlık kalpte ritm bozukluğuna yol açabilir

Kansızlık kalpte ritm bozukluğuna yol açabilirCentral Hospital’dan Kardiyoloji Uzmanı Dr. Sinan Coşkun Turan, Kalp Haftası nedeniyle kalpteki ritim bozuklukları konusunda uyarıyor: “Stres, uyku bozuklukları, çay, kahve ve Alkol tüketiminin fazla olması, tiroid bezinin fazla çalışması, ciddi kansızlık ve kullanılan bazı ilaçlar ritim bozukluğunu tetikler.” Kalp normalde dakikada 60-80 civarı düzenli kasılma yapar ve kan pompalar. Kalp hareketlerini engelleyen her türlü etken ritim bozukluğuna neden olabilir. Kalpte ritim bozukluğu kalbin kendisinden kaynaklanabildiği gibi kalbinde hiçbir sorun olmayan kişilerde de dış faktörlerden nedeniyle de gözlemlenebilir. Örneğin; stres, uyku bozuklukları, çay, kahve ve alkol tüketiminin fazla olması, tiroid bezinin fazla çalışması, ciddi kansızlık ve kullanılan bazı ilaçlar ritim bozukluğunu tetikler. Çay, kahve ve kola tüketiminden kaçınmak yeterli olmayabilirDış faktörler olarak belirtilen çay, kahve, kola, uykusuzluk ve stres gibi tetikleyici unsurlardan kaçınmanın yeterli olmadığı hastalarda, altta yatan nedene bağlı olarak farklı medikal tedaviler uygulanır. Kalbin atış hızının fazla azaldığı ya da kalp kasılma sorunlarının olduğu hastalarda kalp pilleri kullanılır. Kalpte ritim bozukluğunun belirtileri kişi tarafından çok kolay anlaşılır: Çarpıntı hissi, göğüs kafesinde bir kuş kanat çırpıyormuş hissi, kalp atışlarında tekleme, kalbin duraklayıp tekrar çalışıyormuş hissi vermesi, nefes alamama, fenalık hissi varsa, kişi mutlaka bir kardiyoloji uzmanına muayene olmalıdır. Nadiren de olsa ritim bozukluğuna bağlı baş dönmesi, göz kararması, bayılma gibi durumlar ortaya çıkabilir. Ritim bozukluklarının tehlikeli bazı türleri, özellikle kalbin yapısal sorunlarıyla bir araya geldiğinde ani ölüm sebebi de olabilir. Sağlıklı kişilerde de ritm bozukluğu olabilirZaman zaman sağlıklı insanlarda da atriyum veya ventrikül gibi değişik kalp boşluklarından kaynaklanan ekstrasistol yani düzensiz vuruşlar olabilir. Bu tip belirtilerin hastalık boyutunda bir ritim bozukluğu olarak değerlendirilmemesi gerekir. Ekstrasistol denilen düzensiz vuruşlara, eğer kalp yetersizliği veya benzeri yapısal kalp sorunları eşlik etmiyorsa, genellikle herhangi bir tehlike arz etmezler ve hastaya rahatsızlık veren bir çarpıntı hissine neden olmadığı sürece tedavi gerektirmez.  Ritm bozukluğu tek tip değildirRitim bozukluğu olarak adlandırılan tek bir hastalık yoktur. Ritim bozukluklarının onlarca farklı türü ve her türün de farklı önemi bulunur. Dış etkenlerin yanı sıra kalpte ritim bozukluğuna neden olan yapısal sorunlar da bulunur. Kalpte, kapak, damar veya kas sorunları gibi çoğunlukla sonradan edinilen hastalıklar olabildiği gibi, ailesel geçişli yani genetik kökenli ritim sorunları da görülebilir. Genetik geçişli ritim sorunları arasında, doğumdan itibaren var olan fakat belirti vermeyen, spor, ani stres veya heyecan durumunda ortaya çıkabilen, bazı alerji, mantar hastalığı ilaçları antibiyotikler ve zayıflama ilaçları kullanımı sonrasında kalp durması nedeniyle ani ölüme yol açabilen türleri bulunmaktadır. Özellikle kitlesel sorumluluk taşıyan pilotluk veya ağır vasıta şoförlüğü gibi yüksek riskli meslekleri yapacak kişilerle, sportif aktiviteye başlayacak gençlerin detaylı bir kalp kontrolünden geçirilmeleri mutlaka önerilir. Atriyal Fibrilasyon denilen ritim bozukluğu, kanın kalp içinde iyi hareket edemeyip koyulaşarak pıhtılaşmasına, bazı durumlarda da pıhtıdan kopan parçaların farklı damarları tıkamasına neden olabilir. Bu risklere karşı doktor tarafından medikal tedaviye ek olarak kan sulandırıcı ilaçlar kullanılır. Bu ritim bozukluğunda risk ömür boyu devam ettiği için kan sulandırıcı ilaçlarında ömür boyu kullanımı gerekmektedir. Strese dikkat!Ritim bozukluğunun sebebi ne olursa olsun, stres tüm ritim sorunlarını olumsuz etkiler. Stresle başa çıkma, olaylara tepki verme alışkanlıklarının değiştirilmesi, zihinsel ve bedensel gevşeme teknikleri konusunda eğitimlerin alınması ve uygulanması, ritim bozukluğunun pek çok türünde olumlu sonuçlar elde edilmesini sağlar.  Tedavi süreci ritm bozukluğu türüne göre değişirRitim bozukluğu teşhis edilirken türü, sıklığı dikkate alınmalı; kalp kasları, kapakları veya damarlarındaki sorunlarla beraber değerlendirilmelidir. Hastalığa yaklaşım ve tedavi de ritim bozukluğunun türüne göre değişir. Özellikle şikayet esnasındaki kalp elektrosunun çekilmesi,  hastalığın teşhisi için çok önemlidir. Diğer tetkiklerle beraber, özellikle Ritm Holteri tanıda yardımcı olur. Ritm Holter, hastanın koluna veya kemerine takılan, 24-48 saat süreyle hastanın üzerinde kalan ve bu süre zarfında kalp atışlarını takip ve kayıt eden, anormalliklerin dökümünü veren bir sistemdir. Daha seyrek olan ritm bozuklukları için Transtelefonik EKG yöntemi uygulanır. Şikayet sırasındaki kalp ritminin tespitinde kullanılan bu yöntemle, hasta şikayet esnasındaki kalp elektrosunu bir cihazı göğsüne değdirip düğmesine basarak çekebilir ve ilgili merkeze telefon yoluyla gönderip dökümünü sağlayabilir. Çok daha seyrek olan ritm bozukluklarının tespit edilebilmesi ve o sırada olan bir düzensizliğin saptanabilmesi için cilt altına yerleştirilen, aylarca duran ve hastanın ritmini takip eden Event Recorder denilen mini cihazlar da kullanılmaktadır.  Bazı ritim bozukluklarında, elektriksel düzensizliği üreten kalp içi odağı bulmak için Elektrofizyolojik uygulama yöntemine başvurulur. Anjiyografi işleminde olduğu gibi kasık damarlarından girilerek kalp içindeki değişik bölgelere ilerletilen elektrodlarla, tıpkı bir elektrikçinin kontrol kalemiyle tesisatı kontrol edişindeki gibi, sorunlu elektriksel odağın tespiti yapılır. Sorunlu odak tespit edilince Ablasyon yöntemine yani radyofrekans enerjisi veya soğuk uygulayarak bu odağı ortadan kaldırmaya sıra gelir. Bu yöntemle ritim bozukluklarının türüne göre değişen başarı oranları söz konusudur.  

Posted in Genel | Tagged , | Leave a comment

Nymphomaniac filmi dört üniversitede gösterilecek

Nymphomaniac filmi dört üniversitede gösterilecek Lars Von Trier’in Türkiye’de sinemalarda gösterimi yasaklanan ve yalnızca İstanbul Film Festivali’nde izlenebilecek Nymhomaniac filmi dört üniversitede perdeye taşınıyor. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sinema Topluluğu (ODTÜ SİTop) , Boğaziçi Üniversitesi Sinema Kulübü (bü(s)k), İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Taşkışla Sinema Topluluğu, İstanbul Üniversitesi (İÜ) Diş Sinema’nın düzenlediği gösterimler bugün ve yarın kampüslerde gerçekleşecek   SANSÜRÜ SIFIRLIYORUZDört üniversiteden dört öğrenci kulübünün açıklamasında şu ifadeler yer alıyor. “Bir demokrasi trolü olan ‘uzun adam’ın her söylemini eyleme dönüştüren devlet bürokrasisiyle karşı karşıyayız. “BÜ(S)K, ODTÜ SiTop, İTÜ Taşkışla Sinema ve İstanbul Üniversitesi Diş Sinema olarak yasaklara ve antidemokratik uygulamalara karşı, gösterimi yasaklanan NYMPHOMANIAC filmini eşzamanlı perdeye taşıyarak ‘sansürü sıfırlıyoruz.” ‘HAYATLARINA SAHİP ÇIKMAYA ÇAĞIRIYORUZ’“Sokakta katil, evinde hırsız hükümet; sinema öldürüp AVM yapıyor, fonlarımızı çalıp muhafazakar sanat üretimini dayatıyor.”"Tüm antidemokratik, baskıcı, otoriter uygulamalar karşısında filmsever herkesi sinemalarına, üretimlerine, özgürlüklerine, söz söyleme haklarına; hayatlarına sahip çıkmaya çağırıyoruz.” NASIL YASAKLANDI? 14 Mart Cuma günü vizyona girmesi beklenen “Nymphomaniac” filminin Türkiye çapında sinemalarda gösterilmesi 3 Mart’ta yasaklandı. Vizyona girecek filmleri değerlendiren Değerlendirme Sınıflandırma Alt Kurulu, filmi izledikten sonra herhangi bir değerlendirmede bulunmadan kararı Değerlendirme Sınıflandırma Üst Kurulu’na bıraktı. Üst Kurul iki üyenin itirazlarına karşın filmin sinemalarda gösterilmemesine karar verdi. !f İstanbul Film Festivali’nde Lars Von Trier tarafından sansürlenmiş versiyonuyla gösterilen film İstanbul Film Festivali bünyesinde izleyiciyle buluşuyor.  “Nymphomaniac”, 50′li yaşlarının başındaki bir kadının çocukluğundan itibaren ilişkilerini anlatıyor. Charlotte Gainsbourg, Stellan Skarsgård, Stacy Martin, Shia LaBeouf, Christian Slater, Jamie Bell, Uma Thurman, Willem Dafoe gibi oyuncuların rol aldığı film, geçen ay Berlin Film Festivali’nde sansürsüz olarak gösterilmiş ve eleştirmenlerden övgüler almıştı. (bk) GÖSTERİMLER ODTÜ, Pazartesi/Salı, 19:00, Fizik U-3 Amfisi Boğaziçi Üniversitesi, Salı 17:30, İbrahim Bodur Salonu İTÜ, Salı 19:00, Taşkışla Salon 213 İÜ, Çarşamba 16:30, Prof. Dr. Altan Gülhan Salonu Video için tıklayın 

Posted in Genel | Tagged , | Leave a comment

Soyguncu oldu

Soyguncu oldu

Posted in Genel | Tagged , | Leave a comment

Dikkat! Sinsice ilerliyor!

Dikkat! Sinsice ilerliyor! Türkiye genelinde yapılmış kapsamlı bilimsel bir araştırma olmasa da sağlık Bakanlığı’nın desteklediği bir çalışma gösteriyor ki; ülkemizde prostat kanseri endüstrinin geliştiği İstanbul, Ankara gibi bölgelerde daha sık görülüyor. Diğer bölgelere oranlara gelişmiş endüstri bölgelerinde sık görülmesi ise, bazı meslek gruplarına bağlanıyor.  Özel olarak tanımlanmış bir meslek grubu olmasa dahi, böcek ilacına maruz kalanlar, petrol ve kimya sanayi çalışanları, yüksek manyetik alan ve elektrik sanayi çalışanlarında prostat kanserinin daha sık görüldüğü bildiriliyor. Buna karşın mesane kanserinde ise durum daha farklı ve mesleklerle yakından ilişkili ilerliyor. Mesane kanseri kimyasallarla yakından ilgili olduğu için, özellikle kauçuk, boya, deri, kaplama ve alüminyum sanayi çalışanları ve kimya sanayi çalışanlarında artmış bir risk söz konusu oluyor. Tüm bu etkenler ek olarak sigara içimi de diğer tüm kanser hastalıklarında olduğu gibi prostat ve mesane kanserine yakalanmak ihtimalini büyük oranda artıyor.   ‘1 Dakikalık Muayene ve Kan Taraması Hastalıkları Erken Evrede Yakalayabiliyor!’ Prostat Kanseri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Faruk Yencilek; ‘günümüzde, endüstrileşme, kimya sanayisinin büyümesi ve sigara kullanımının artmasıyla beraber artış gösteren prostat ve mesane kanseri, 1980’li yıllarda ve 90’ların başında geç evrelerde saptanabiliyorken, bugün her iki kanser türü de gelişen teknolojiyle beraber erken evrede yakalanıp başarı ile tedavi edilebiliyor. Prostat kanserinde ise 1 dakikalık rektal muayene ve kanda yapılan PSA ölçümü teşhis edilebiliyor’ diyor.   Mesane kanseri hastalarının doktora başvurmada ilk şikayeti, %85 oranında idrarda ağrısız kanama olarak öne çıkıyor. Bunu takip eden şikayetler ise enfeksiyonla karıştırılmakla beraber, idrarda yanma ve sık idrara çıkma isteği olarak kendini gösteriyor. Prostat kanserinde, günümüzde kanser taraması daha sık yapıldığından hiçbir belirti yokken hastalığı yakalamak mümkün olabiliyor. Hastalıkta, kesin bir belirti olmamakla birlikte zorlu idrar yapmak, kesik kesik idrar yapma ve sık tuvalete çıkma gibi sıkıntılara görülebiliyor. Prostat kanseri vakalarında en sıkıntılı durum ise, herhangi bir belirti olması durumunda erken evrenin geçirilmiş olması. Doç. Dr. Faruk Yencilek, özellikle vurgulanan tarama testlerinde amacın, hastalığın prostatın dışına çıkmadan yakalanmasını sağlamak olduğunu dile getiriyor.   Prostat Kanseri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Faruk Yencilek; doktordan çekinen hastalara ise bazı hatırlatmalar yaptı: “Doktordan çekinerek sağlıklı olma yolunda yapılan tüm girişimler sağlıksızdır. Hangi test olursa olsun bütün bunların bireysel olarak yorumlanması ve değerlendirilmesi için hekime ihtiyaç vardır. Prostat kanserinde önemli olan hastalığı daha prostatın dışına çıkmadan yakalamaktır. Çünkü erken aşamadaki prostat kanseri ameliyat dışında HIFU gibi farklı yaklaşımlarla da tedavi edilebiliyor.”  ‘Sigaraya hiç başlamamak en iyi risk azaltıcı yaklaşımdır!’ Prostat Kanseri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Faruk Yencilek; ‘mesane kanseri için en önemli riskin sigara olduğunu söylüyor ve ekliyor : ‘Ağır içici olarak adlandırılan ve günde 1 paketten fazla sigara içenlerde risk 5 kat daha yüksektir.  Sigara bırakıldığında mesane kanseri gelişme riski ilk 4 yılda %30, sonraki 25 yılda %60 oranında azalır. Ancak hiçbir zaman sigara içmeyenler seviyesine inmez. Dolayısıyla sigaraya hiç başlamamak en iyi risk azaltıcı yaklaşımdır. Ayrıca kimyasal sanayi çalışanları, kemoterapi kullananlar, radyoterapi görmüş olanlar, uzun süreli taşı olanlar ve uzun süreli sondalı kalanlar da risk grubu içindedir.’ “Prostat kanserinden korunmak için; Hayvansal yağ ve kırmızı et tüketimine dikkat edilmeli’ Prostat kanseri korunmak için fazla hayvansal yağ ve kırmızı et tüketilmesinden kaçınmalı ve meyve, sebze tüketimi artırılmalıdır. Fazla kalorili fast food beslenmeyi terk etmeliyiz. Obezite ile mücadele edilip ideal kiloya spor yaparak düşülmelidir. Mesane kanserinden korunmak içinse sigara kullanılmamalı ve pasif içici olmamalıyız. Kimya sanayi çalışanıysak veya kimyasallarla ilgili işimiz varsa mutlak olarak kimyasallardan direk temastan kaçınmalıyız ve mesleki koruyucu tedbirlere uymalıyız.   Prostat kanserinde 3 risk grubu Prostat kanserinde en önemli risk grupları genetik, ırk, yaş olarak öne çıkıyor. Birinci derece yakınlarda 1 kişide prostat kanseri varsa risk 3 kere, 2 yakınında varsa risk 5 kere, 3 yakınında varsa risk 11 kere yüksektir. Ayrıca yaş ilerledikçe paralel bir şekilde artan prostat kanseri en çok Amerikalılarda ve siyah ırklarda görülüyor. 

Posted in Genel | Tagged , | Leave a comment

Renault ZOE, 2014 ‘Monte-Carlo ZENN’ Rallisi’nde zafer elde etti

Renault ZOE, 2014 ‘Monte-Carlo ZENN’ Rallisi’nde zafer elde ettiZENN Rallisi (Sıfır Emisyon, Gürültüsüz), Monte-Carlo Yeni Enerji Rallisinin “en yeşil” bölümü ve sadece elektrik motorlu araçlara açık. Beşinci kez düzenlenen yarış, Monaco’da 21 – 23 Mart 2014 tarihleri arasında düzenlendi ve 46.51km ile 88.08km arasında üç özel etaptan oluştu.Yarış, göz kamaştırıcı ve bol virajlı La Turbie ile Peille arasında ve Akdeniz kıyısının yükseklerinde Sainte Agnès ve La Turbie arasındaki yollarda gerçekleşti. Yarışçılar,  en fazla etabın geçildiği günde, hem sağanak yağış hem de sis ile mücadele etmek zorunda kaldı.Yarış Monaco’da liman bölgesinde yapılan bir özel etap ile sona erdi.Yaklaşık iki yıl önce, Haziran 2012’de, ZOE, 1.618km ile 24 saatte katedilen mesafe dünya rekoruna imza atmıştı. ZOE, bugün Monte Carlo ZENN Rallisi’ne ilk kez katılımında, elde ettiği sonuçlar ile teknik ve dinamik kapasitesini bir kez daha kanıtladı.•    Rallye Monte-Carlo ZENN Genel Klasman 1.liği•    En iyi zaman 1.liği•    Enerji tüketim 1.liği•    Özel parkur 1.liği•    Takım 1.liğiMonte-Carlo ZENN Rallisi sonuçlarıGenel klasman1. Renault ZOE2. MITSUBISHI I-MIEV3. THINK CITYEn iyi zaman1. RENAULT ZOE2. THINK CITY3. MITSUBISHI I-MIEVEnerji tüketim  1. RENAULT ZOE2. RENAULT ZOE3. MITSUBISHI I-MIEVÖzel etap1. RENAULT ZOE2. CITROEN C-ZERO3. RENAULT ZOETakım şampiyonluğu1. RENAULT ZOE2. CITROEN C-ZERO3. RENAULT ZOEMüşterilerin yüzde 98’i… ve pilotların yüzde 100’ü Renault ZOE’dan memnun!3 Renault ZOE ile yarışa katılan Z.E. ZOE TAKIMI, üç ekipten oluşuyor:  •    Birinci gelen Greg Jonkerlinck ve co-pilotu Yves Munier’den oluşan ekip•    Dört etaptan ikisini 4. sırada bitiren Christophe Bourgeois’nın temsil ettiği ‘basın’ ekibi•    Frédéric Allari ve co-pilotu Nathalie Rouvier’den oluşan özel’ ekip. En iyi zaman başarıları ve muhteşem performansları ile genel klasmanda 5. sıraya yerleştiler. Renault ZOE, sürüş keyfi ve çevreye saygıya hizmet eden bir teknoloji ürünü. ZOE, günlük kullanım ve yarış parkurunda, elektrik motorlu araç sınıfında 210 kilometre NEDC (tüketici sürüşünde 100 ile 150 km arasında) ile en iyi performansı sunuyor.“Bu zafer bir devrimin eşiğinde olduğumuzu gösteriyor” diyor Greg Jonkerlinck – pilotMonte-Carlo ZENN Rallisi’ne katılan üç pilot, ZOE’nin güçlü yönlerinden övgüyle bahsetti:•    Kullanıcı dostu: kolay sürüş, vites kutusu olmayışı avantaj…•    Yol tutuş: ZOE’nin bataryasının zeminin altında bulunması nedeniyle, optimum düzeyde ağırlık dağılımına sahip, amaca yönelik olarak dizayn edilmiş bir elektrik motorlu araç•    Etkin performans: maksimum tork (220Nm) örneğin keskin bir virajda hızlanırken çok önemli bir özellik olan, etkin ve hızlı bir biçimde sunuluyor.•    Menzil optimizasyonu: R-Link multimedya sistemi ile sunuluyor.•    Menzil: ZOE’nin Menzil Optimizer özelliği sayesinde, 88 km’lik parkurda bile menzil, yüzde 42’nin altına düşmüyor. Böylece pilotlar sadece yarışa odaklanabiliyor.•    Hızlı şarj: 22kW şarj sayesinde hızı şarj olanağıSayılarla Monte-Carlo ZENN Rallisi•    18 ekip•    7 farlı ulus•    9 marka•    5 kategori, 5 ZOE zaferi•    200km civarında özel etap•    8 saat sürüş

Posted in Genel | Tagged , , | Leave a comment

Renault’da Nisan ayında çok cazip fırsatlar!

Renault’da Nisan ayında çok cazip fırsatlar!2013 model tüm Renault binek ve ticari modellerinde 15.000TL, 15 ay vade için yüzde sıfır faiz fırsatı bulunuyor. 2013 modeller için diğer bir fırsat da kredi koruma sigortası olan Maxxi Korumalı 24 aya kadar 48.000TL için yüzde 0,99 faiz,  48 ay vade için ise yine 48.000TL için yüzde 1,09 faiz kampanyası.2014 model Yeni Clio ve Clio Sport Tourer için 15.000TL için 15ay sıfır faiz uygulaması yer alıyor. Kampanya kapsamında Renault Clio 38.900TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor.2014 model Master ve Trafic modellerinde ise müşteriler, Maxxi Korumalı olarak 24 ay 48.000TL için yüzde 0.99, 48 ay 48.000TL’ye kadar 1.09 faiz  kampanyasından faydalanabiliyor.Tüm bu fırsatların dışında 2013 model Renault’nun tüm benzinli modellerinde 2.000TL ekstra indirim fırsatı sunuluyor.

Posted in Genel | Tagged , | Leave a comment

Dişlerinize zarar veren 15 kötü alışkanlık…

Dişlerinize zarar veren 15 kötü alışkanlık… Dişlerinize zarar veren kötü alışkanlıkların neler olduğunu Hisar Intercontinental Hospital Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dt. Banu Okur Çakmakcı’dan öğrendik… Biberon kullanmakBebeğinize meyve suyu, süt ya da formül mamayı uyku saatinde biberonla vermek diş çürüklerine davetiye çıkarabilir. Bu nedenle bebeğinize gece yatmadan önce sıvı veriyorsanız biberon ağzındayken uyumamasını sağlamaya çalışın.  Diş gıcırdatmak Stres ve uyku alışkanlıklarının neden olduğu diş gıcırdatma zamanla dişlerinize zarar vererek ağrıya yol açar. Gündüzleri sert gıdalardan kaçınarak ve geceleri koruyucu apareyler kullanarak ağrıdan kurtulabilirsiniz.  Sakızlı şeker çiğnemekTüm şekerli besinler, özellikle daha uzun süre çiğnendiği için şekerli sakızlar diş çürüğünü teşvik eder.  Şişe kapağı açmak için dişleri kullanmak Dişlerinizle şişe kapakları ya da plastik ambalajları açmayı denemeyin. Bu yanlış alışkanlık dişlerinizde çatlaklara neden olabilir.  spor içecekleri ve meyve sularını çok tüketmekSpor içecekler enerji verme özelliği taşıdığından içlerindeki şeker oranı genellikle yüksektir. Bu içecekler diş minesi üzerinde asit saldırısı oluşturur. Bu tarz içecekleri sık tüketirseniz dişleriniz daha hızlı çürür. Meyve suyu pek çok vitamin ve antioksidanı bir arada içerse de ne yazık ki çoğunda şeker vardır. Bu yüzden hazır meyve suları yerine mevsiminde taze olarak sıkılmış meyve suları tüketin. Ayrıca su ekleyerek şeker içeriğini de azaltabilirsiniz.  Sık sık atıştırmakÇok sık atıştırmak dişlerinizde gıda kalıntıları bırakarak bakteri plağı oluşumuna neden olur; bu da çürümeyi hızlandırır.   Kalem çiğnemekİş stresinden ya da yoğunlaştığınız zamanlarda kalemlerin başlarını çiğniyorsanız dişlerinize ciddi zarar veriyor olabilrsiniz.  Kahve ve sigara içmekÇok fazla kahve tüketiyorsanız dişlerinizde zamanla renk değişimi ve sararmalar görülebilir. Eğer dişlerinizdeki renk değişikliği konusunda endişeleriniz varsa diş hekiminizle konuşun. Sigara gibi diğer tütün ürünleri de dişlerinizde lekelenme ve diş eti hastalıklarının ortaya çıkmasına neden olur. Tütün kullanımı aynı zamanda ağız kanserinin de en önemli nedenlerinden biridir.  Yeme Bozukluğu ProblemleriÖzellikle tatlı tüketiminiz çok yüksekse diş çürümesi problemiyle karşı karşıya kalabilirsiniz. Ayrıca bulimia gibi yeme bozukluğu problemleri yaşıyorsanız sürekli kusmak, kusmuk içerisinde bulunan güçlü asitler nedeniyle dişlerinizi aşındırır ve kötü ağız kokusuna neden olur.  Çekirdek çitlemekÇekirdek çitlerken çekirdek artıkları ara yüzlere takılıp diş ve dişetine zarar verebilir. 

Posted in Genel | Tagged , | Leave a comment

“Hakiki Batı Yakası Hikayeleri”

“Hakiki Batı Yakası Hikayeleri” Pera Müzesi film etkinlikleri kapsamında 28 Şubat – 7 Mart 2014 tarihleri arasında Pera Film, Hakiki Batı Yakası Hikayeleri: Bağımsız Amerikan Belgeselleri programına yer veriyor.  Ödüllü ve yeni Amerikan belgesellerinden oluşan program, bağımsız belgesel yapımcılarının gözünden Amerikan toplumunun ve kültürünün bir görünümünü sunuyor. Pera Film’in ABD İstanbul Başkonsolosluğu işbirliğiyle sunduğu bu seçki, Akademi Ödülü (Oscar) adaylığı, National Board of Review İfade Özgürlüğü ödülü ve Amsterdam, Uluslararası Belgesel Film Festivali Özel Jüri Ödülü gibi pek çok ödül kazandı. Belgeseller, insan hakları, göç, evlat edinme, çevre ve basın özgürlüğü gibi çeşitli konuları ele alıyor ve gündemdeki toplumsal konulara farklı bakışlar, diyalog ve çağdaş sorunlara çözüm arayışı katalizörü olarak film yapımcılığının rolü hakkında kavrayışlar sunuyor.  Program Kapsamında Söyleşiler 28 Şubat Cuma günü Brooklyn Kalesi gösterimi ardından Michael Farris ile söyleşi gerçekleşecek. Farris, Konya Mevlana Üniversitesi eğitim Fakültesi’nde okutman. 2008′de Konya’ya gelmeden önce Kid Chess, Inc.’te mağaza müdürü olarak çalışan Michael, bu dönemde sınıf derslerini yönetti ve eğitimi kolaylaştırmak üzere koç takımlarını organize etti.  5 Mart Çarşamba günü İşitme Engellilerin Sahnesi filminin gösterimi ardından yönetmen Judy Lieff ile söyleşi gerçekleşecek. Lieff dans ve deneysel sinema eğitimi almış bir film yönetmeni. İşitme Engellilerin Sahnesi ilk uzun metrajlı belgeseli.  Söyleşiler ücretsizdir, Türkçe ardıl çeviri yapılacaktır. Ekte: Gösterim programı ve film bilgileriGösterim Programı  Pera FilmHakiki Batı Yakası HikayeleriAmerikan Bağımsız Belgeselleri 28 Şubat / February – 7 Mart / March 2014  28 Şubat / FebrurayCuma / Friday 18:00 Brooklyn Kalesi / Brooklyn CastleMichael Farris: Söyleşi / In Conversation  21:00 Yaşamaya Değer Hayatlar / Lives Worth Living 2 Mart / MarchPazar / Sunday 14:00 InocentRacine’de Pazartesileri / Mondays at Racine 16:00 Bizim Oranın Dışında / Off the Rez 18:00 Side by Side  5 Mart / MarchÇarşamba / Wednesday 16:00 Bizim Oranın Dışında / Off the Rez18:30 İşitme Engellilerin Sahnesi / Deaf JamJudy Lieff: Söyleşi / In Conversation  6 Mart / MarchPerşembe / Thursday 17:30 Yaşamaya Değer Hayatlar / Lives Worth Living19:00 Brooklyn Kalesi / Brooklyn Castle 7 Mart / MarchCuma / Friday 18:00 InocentRacine’de Pazartesileri / Mondays at Racine19:30 İşitme Engellilerin Sahnesi / Deaf Jam21:00 Side by Side  

Posted in Genel | Tagged , | Leave a comment